7 June 2018 tarihinde rene clinic tarafından yazıldı.

Kolajen Dediğimiz…

This post is also available in: Türkçe (Turkish)

 

KOLAJEN DEDİĞİMİZ… 

Eski Yunanca da ‘yapıştırıcı’ anlamına gelen vücudumuzu adeta bir arada tutan ana proteinin adı kolajen. Kolajen derimizin yüzde 75’ini tüm vücut proteinlerimizinse yüzde 30’unu oluşturur. Kemik, kas, kıkırdak ve deride yoğunlukla bulunur. Ana yapı taşı olarak dokulara güç ve direnç verir. Yaşla birlikte maalesef kolajen miktarı azalır. Adeta bedenin taşıyıcı kolanlarını oluşturduğu için azalan kolajen miktarıyla dokularda sarkma, elastikiyet kaybı ve gevşeme olur.

ELDEKİNİ KORUMAK LAZIM…

Kolajen miktarımızın yüzde 80’ni yaptıklarımıza veya yapmadıklarımıza bağlıdır; sadece yüzde 20’si genetik özelliklerimize dayanır. Artık ‘benim genetik yapım gereği kolajen dokum kötü’ sözünün arkasına saklanma devri bitti. Peki, kolajen dokunuz için ne yapabilirsiniz? Öncelikle yıkımını azaltmak lazım. Güneşlenmek ve sigara tüketimi yapmamanız  gerekenlerin başında yer alıyor. Düzenli günlük su içilmesi (2 litreye kadar), taze sebze ve meyvelerle antoksidan gıdaların alınması, yeterli C vitamini, A vitamini ve protein alımı ise yapmanız gerekenler. Günlük 500 miligram C vitaminini turunçgiller gibi doğal yollardan almanız arzu edilir.

ARTTIRICI İŞLEMLER

Kolajen dokumuzda azalma 30’lu yaşlarla birlikte dikkati çekmeye başlar. Bu dönemde artık sadece korumak yetmez. Tıbbi olarak kollajen indüksiyon tedavisiyle azalan üretimi tekrar arttırmak mümkün.

DERMAPEN

Herkese rahatlıkla uygulanabilen bu yöntem belli derinliğe kadar inen otomatize bir iğneleme metodu. Dr. Güney bu işlem sonrasında kullanılacak solüsyonlarla mekanik etkiye kimyasal etkinin eklenebildiğini ve çok daha başarılı sonuçlar alınabildiğinin altını çiziyor. Birinci seanstan itibaren cildinizdeki düzelmeyi görmeye başlıyorsunuz.

RADİESSE+ULTHERA

Kolajen üretiminde en yüksek başarıyı hidroksi apatit dolguların ultrason enerjisiyle kombine kullanımında elde ettiğini söylüyor Dr. Güney. Bu uygulamanın güzel tarafı, tek seans yapılması yeterli… Kişiye öncelikle sulandırılmış hidroksiapatit partikülleri enjekte ediliyor ardından bölgeye odaklı ultrason enerjisi verilerek etkinin ortaya çıkması sağlanıyor. Yaklaşık bir saat süren uygulama sonrası birinci aydan itibaren kolajen dokuda artış ve düzelme görülüyor.

FRAKSİYONEL CO2 LAZER

Bu lazer teknolojisinde belli derinliğe ulaşan aralıklı lazer enerjisinin yarattığı kontrollü hasarla kolajen yapımı arttırılıyor. Seanslar halinde yapılan bu lazer tedavisinde kullanılan enerjinin yoğunluğuna bağlı olarak 3-4 günlük iyileşme periyodu gerekir…

 

Prof. Dr Reha Yavuzer